Okan Bayülgen, televizyon dizilerine isyan etti!

07 Eylül 2017 Perşembe

Ünlü şovmen Okan Bayülgen, röportajıyla ses getiren açıklamalar yaptı.

“Ben daha büyük bir kitleye ulaşmak için gerizekalı gibi davranan bir sanatçı ya da sunucu değilim…” diyerek ünlü isimlere çıkışan Okan Bayülgen, televizyon dizilerine de laf attı.

Onur Özışık – Murat Renay’ın GZone’da yayınlanan röportajı…

-Bodrum’daki mekanınız Dada Salon’dayız. Bu mekanın doğuşu televizyonda yer almadığınız süreçten sonra mı başladı?

Burada bir hazırlık zaten vardı. Bu hazırlık hızlandı ve ivedilikle bu mekanı açtık.

Ben 1920’lerde Zürih’ten başlayan Cabaret Voltaire ve Salon Dada işlerini çok beğeniyorum, Dadaizm akımını sanat tarihinde her dönem ihtiyaç duyabilecekleri girişimler olarak görüyorum. Bir yandan sanatın konformizmine savaş açarken bir yandan beyinleri özgürleştirecek işler üreten o isyancı ve alaycı tavrı çok hoş buluyorum. Bence şu an bu kafalardaki çıkışlara 1920’lerden çok daha fazla ihtiyacımız var.

-Peki neden Bodrum?

Çünkü benim burada babadan kalan yerlerim var. Bunları satmadım veya kiraya vermedim. Onaltı senedir kapalı tutuyordum. Şimdi onları birbiri ardına açıyor olacağım. Bodrum’da buna benzer bir dükkan, ayrıca fotoğraf ve video stüdyosu olacak, bir mandalina bahçesinde organik tarım ve sanatı birleştireceğiz, İstanbul’da bir mekan açmanın hazırlığı içindeyiz. Orada bir kabare tiyatro olacak. Bir adres olması güzel, tiyatroların yerleri yok. İsimlerin tiyatroları var ama ne yazık ki adresleri yok. Onlar için de bir adres olacak. Tiyatro aslında her şeyden önce bir “adres”tir. Dünyadaki tiyatro isimleri hep bir adreste yer alır fakat bizdeki tiyatroların -mecburen- yaratıcı isimleri vardır ama bunlar adres içermez.

Dünya ölçeğinde bir kabare salonu olacak “Kabarett Dada”. Müzikli kabareler ve polisiye oyunlar yer alacak. Sahneye yatırım yapacağım bir iş olacak. Bizde genelde seyircinin oturduğu sandalyenin arkasını süslemeye bakılır ancak sahne ihmal edilir, bu mekanda öyle olmayacak. Sahne makinalarına yatırım yapacağız. “Sahnede bir şey yok ama adam oturunca götünde fiyonk var” gibi lüzumsuz bir durum olmayacak.

-Çocukluğumuzda her hafta bir tiyatro izlerdik. Dormen, Kenter, Gazanfer Ülkü- Gönül Özcan tiyatrosu ve niceleri vardı. Yurtdışında hep devletin desteğiyle tiyatro sanatı ayakta kalmaya devam ediyor. Türkiye’de neden tiyatro gün geçtikçe yok oluyor ve gerekli görülmüyor sizce?

Aslında opera, bale ve tiyatro tüm dünyada müzelik sanatlardır artık. Bu sanatlar bir külliyatı tekrar tekrar sergiliyorlar. Yeni bale librettoları yok, yeni opera öyküleri yok, dolayısıyla dünyadaki tüm tiyatrolarda bu sanatın külliyatını seyircilere üretmek için sahnelenir. Özellikle Avrupa’da tiyatro turistik bir olaydır. Londra’ya gidip de müzikal izlemeden gelirsen ayıp edersin. Bizim böyle bir geleneğimiz yok. Bizim kendi toprağımızdan beslenmiş olan kendi orijinal tiyatromuz, köy seyirlik oyunlarından meddaha kadar hepsi tüm dünya tiyatrosu açısından çok ilham verici. “E hadi gelin herkes Shakespeare oynasın” dersen buna seyirci bulamayız. Türk oyunlarını sergilesin desen buna da pek seyirci bulamayız.

Devlet tiyatroyu korur, tiyatro da külliyatını korur. “Klasik tiyatro çok lüzumlu mu?” derseniz, “illa da olmalı” diyemem. Ben çok klasik roman okurum ama okumayana da “okumazsan ölürsün” demem. Dünyada yemekler vardır, hatta o yemekler de korunur. aşçıları sayesinde yaşar. Bu yemekleri yemeniz sizi toprağınıza bağlar, turist iseniz yediğiniz bu yemek sizi o şehre bağlar. Çok uzun anlatıyorum ama tiyatronun nasıl gerekli olmadığını (!) anlatıyorum aynen yemek yemenin de gerekli olmadığı(!) gibi…

Yeme, içme, eğlenme ve ölme faaliyetleri gelenekseldir. Geleneksel olarak yapılırız, geleneksel olarak yeriz, içeriz, sıçarız ve sonra da geleneksel olarak ölürüz. Bu meyanda arada geleneksel şeyleri yapmakta sakınca yoktur, o ülkenin kültürünü almak iyidir. Yoksa sen sadece yiyor, içiyor ve sıçıyorsan, bununla da mutluysan ben de sana mutluluklar dilerim.

okan bayülgen haberleri için

Toplam 5 sayfa, 1. sayfa gösteriliyor.12345