Ufak Tefek Cinayetler’in Merve’si Aslıhan Gürbüz’den çok konuşulacak sözler!

03 Haziran 2018 Pazar, 12:54
Ufak Tefek Cinayetler’in Merve’si Aslıhan Gürbüz’den çok konuşulacak sözler!
Star TV’de Salı akşamları yayınlanan Ufak Tefek Cinayetler dizisinin Merve’si başarılı oyuncu Aslıhan Gürbüz, Hürriyet Gazetesi’nden Hakan Gence’nin sorularını yanıtladı.

Gürbüz, set ortamından, Ufak Tefek Cinayetler’deki kadınların hallerine ve toplumsal konulara dayanan sorulara bakın ne yanıtlar veriyor:

Hakan GENCE / HÜRRİYET

‘Kötüyü oynamak insanı daha pirüpak yapıyor’

‘Ufak Tefek Cinayetler’de hem sıkı fıkı olan hem de birbirinin kuyusunu kazmaktan çekinmeyen dört kadının hikâyesini izliyoruz. Kadınların dünyası gerçekten böyle mi sizce?

– Maalesef böyle. İnsanların bu tarz kötücül ve her şeyi kontrol etme hırslarını komik buluyorum. Oyunculuktan önce bir yıl başka bir sektörde staj yapmıştım. Şeflerim kadındı. Hayatın içinde bu insanları gördüm.

Bu kadın dünyası sizi korkutuyor mu?

– Genelde erkek seyirciler, “Kadınları anlayamadığımızı düşünüyorduk ama anlaşılmayacak kadar korkunçmuşsunuz, kafanızda tilkiler dolaşıyor” diyor. Bazı sahnelerden sonra ben de “Gerçekten bir insan bu kadarını yapabilir mi” diye düşünüyorum.

‘Her insanın karanlık odası var’

“Kadın kadının kurdudur” diyenlere katılıyorsunuz o zaman?

– İnsan insanın kurdudur. İnsanlar çıkar için birbirlerine kötülük yapabiliyor. Hatta akrabalarına bile! Hayatta bazen insana dair hiçbir şey beni şaşırtmıyor.

Dört güçlü kadın oyuncusunuz (Aslıhan Gürbüz, Bade İşcil, Tülin Özen ve Gökçe Bahadır).

Egolarınız sete nasıl yansıyor?

– Sette sadece kadınsal şeyler yaşanıyor; “Karnım ağrıyor” deniyor, annelik mevzuları konuşuluyor, Türk kahvesi içiliyor…

Dizide entrikacı Merve karakterini canlandırıyorsunuz. Ama insanlar Merve’yi çok sevdi. Sizce neden?

– Ben de anlayamıyorum! Hayatta hep güçlü olanın kazanacağına inanılan bir algı yaratıldığı için gücü sevdiklerini düşünüyorum.

Toplumca gücü ve iktidarı mı seviyoruz yani…

– Büyük ihtimalle. Her insanın karanlık odası var. Okul, aile ve sosyal hayatımızda doğru ellere emanet edildiğimizde bununla başa çıkmayı öğreniriz. Kendinde frenlediğin şeyleri ekranda gördüğünde bu hoşuna gidiyor.

Siz bu dizi sayesinde kendi karanlığınızla yüzleştiniz mi?

– Karanlık kapılarımı kapattım. Kötüyü oynamak insanı daha pirüpak yapıyor. “İyi ki o kapılarımı kapamışım yoksa bu kadın gibi olurmuşum” diye düşünüyorsunuz.

‘Ortak değerlerin zayıfladığını hissediyorum’

Karanlık odalardan bahsetmişken, sizce toplumca nasıl bir durumdayız?

– Bazen ar damarımız yırtılmış gibi geliyor. Ortak değerlerin zayıfladığını, sevgi bağından uzaklaştığımızı hissediyorum. Tüketime dayalı bir toplum olduk. Sosyal mecralarda, hayatın diğer taraflarına da yayılan bir göstermeci enerji hâkim.

Biraz açar mısınız bunu?

– Her şeyi tüketiyoruz. Bu tükettiğimizin de resmini çekip paylaşıyoruz. Sürekli alıyoruz, bir şey üretmiyoruz. Kitapla poz veriyoruz, onu okumuyoruz. Hep kendini ve yaptıklarını gösterme sevdası…. Böyle olunca da her şeyin içi boş oluyor.

İnsanları bu hale getiren ne?

– Vicdansızlaştık. ‘Toplum hassasiyeti’ adı altında sahte bir hassasiyet geliştirildi. Ama içi boş! Mesela kadına kendi içinizde saygınız yok ama her yerde “Kadın çok kutsal” diyorsunuz, bunu samimiyetsiz buluyorum.

Röportajın devamını okumak için TIKLAYIN

aslıhan gürbüz haberleri için

ufak tefek cinayetler haberleri için