SON DAKİKA
19 Ağustos 2022 14:46

SON HABERLER

Burcu Kara Kimdir? Nereli – Boyu – Yaşı – Dizileri – Ailesi

Burcu Kara, 1 Mart 1980 tarihinde Bursa’da doğmuştur. Türk dizi, sinema tiyatro oyuncusu ve sunucu.

Adı: Burcu Kara
Doğum Tarihi: 1 Mart 1980
Doğum Yeri: Bursa
Boyu: 1.75 m.
Kilosu: 57 kilo
Burcu: Balık
Göz Rengi: Mavi
Saç Rengi: Açık Kahverengi
Annesi: Fatma Kara
Babası: Ali Kara
Eşi: Fırat Doğu Parlak
Çocuğu: Ali Çınar Parlak
Kardeşleri: Başak Kara Balibeyoğlu
Instagram: https://www.instagram.com/burcuukara

Ailesi: Anne ve babası öğretmen. Bir kız kardeşi var. 2016 yılında yönetmen ve yapımcı Fırat Parlak ile evlendi. Çiftin Ali Çınar adında bir oğlu var.

Çocukluk yılları: İlkokula çok erken başladı. Daha çocukken sahnede olma hayalleri kuruyordu, şarkıcı olmayı istiyordu. “Annem ve babam öğretmen, köyde bana bakıcı bulamamışlar. Annem de birinci sınıfları okutuyormuş. Beni yanında götürüp getirmeye başlamış. 1 ay sonra fark etmiş ki, diğer çocuklar okuma yazma ile ilgili ne biliyorsa, ben de aynısını öğrenmişim. 2. sınıfa da devam edince, kayıt yaptırmışlar. 16 yaşında üniversiteye girdim, 20 yaşında mezun oldum. Pratik zekâlıyım, algım yüksek. Aynı anda birkaç şeyi idare eden biriyim. 7 yaşın ilkokula başlamak için çok geç olduğunu düşünüyorum, hele ki şimdiki çocuklar için. Normalin üzerinde bir zekâya sahipler. Anne babamın öğretmen olmasından dolayı çocukluğum kendimi göstermeme, dikkat çekmeme üzerine bir zihniyetle geçti ama çocukken de bir şekilde sahnede olmak istiyordum. Şarkıcılık hayalim bile vardı. O zamanlar pek kimseyi tanımıyordum ama devamlı şarkı söylüyordum. Hatta sesimi de kasetlere kaydediyordum ama ergenlik döneminde o kasetlerin üstüne şarkıcıların şarkılarını çektim. Özellikle de Kenan Doğulu şarkıları. Şimdi o kadar pişmanım ki, keşke çekmeseydim.

Eğitim hayatı: 9 yaşında ilkokulu bitirdi. 16 yaşında üniversite sıralarıyla tanıştı. Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisat Bölümü’nden mezun oldu.

Oyunculuk kariyeri nasıl başladı? Eskişehir’de okurken aynı zamanda yerel kanallarda da sunuculuk yaptı. Sonra Bursa’ya dönerek, kendi mesleği olan yatırım uzmanlığını yapmaya başladı, fakat umduğu heyecanı bu meslekte bulamadı ve diksiyon ve spikerlik kursları için İstanbul’a gidip gelmeye başladı.  Olay TV’de program sunmasının ardından Kanal D’de çalışma fırsatını yakaladı, bir süre muhabir olarak çalıştıktan sonra 2002 yılında haberleri sunmaya başladı. Aynı zamanda Şahika Tekand’da oyunculuk dersleri almaya başladı ve kısa bir süre sonra Haziran Gecesi’nde ‘Duygu’ karakterini canlandırma fırsatını yakaladı. “Oyunculuk, hayatın bana bir hediyesi. Benim karar verdiğim, planladığım bir şey değildi. Tamamen gelen teklifler doğrultusunda oldu. Ayşenur Yazıcı bir roman yazmış, ‘Bedriye’ adında. Anneannesinin  hayatı. Bunun bir sinema filmi ya da dizi film olması için yapımcılarla görüşmüş. Ama her görüştüğüne benden söz etmiş. Sonra yapımcılar beni aradı. İlk önce ‘Ben yapamam’ dedim. Sonra ‘Olabilir’ dedim. Şahika Tekand’dan oyunculuk dersleri almaya başladım. Sonra yapıp yapamayacağımı zaten kamera önünde verilen metinlerde o çalışmalar sonucu görebiliyorsun. Oyunculuk böyle başladı. Radyoda haber editörlüğü yaptığım dönem ise sadece 2 saat uyuyabildiğim bir dönemdi. Ev kiramı bile ödeyemiyordum. Maddi ve manevi sıkıntı çektiğim bir dönemdi. Oyunculuk teklifleri de geliyordu ama açıkçası hiç ciddiye almıyordum. Sonra haber ekibiyle karşılıklı bir konuşmamız oldu ve ayrıldım. Oyunculuğu tattıktan sonra haber spikerliğine dönmek olmazdı. Çocukken evcilik oynardık ya hani, ‘Ben şimdi doktor olayım, öğretmen olayım’ derdik, işte o mesleklere bürünüp, sürekli başka birileri olmak o kadar güzel bir duygu ki, ömrüm boyunca evcilik oynamayı hiçbir şeye değişmem. Çok ciddi maddi zorluklar çektim. Bursa’da para biriktirmiştim, beni 8-10 ay idare edecek param vardı ama o zamanlar televizyon sektöründe, hiç para vermeden ya da çok az paralar vererek çok sayıda insan çalıştırabiliyordun. Dolayısıyla benim geçinebileceğim parayı kazanmam uzun yıllarımı aldı. 450 milyon lira evimin kirasıydı, 350 milyon lira maaş alıyordum. Sonra sabrımın karşılığını fazlasıyla aldım. Şimdi insanlar bana ulaşıp tanışmayı hayal ediyor. Garip bir duygu aynı zamanda da çok güzel ve mutluluk verici.  Bana duyulan daha çok sevgi, saygı ve beğeni duygularına her gün binlerce kez teşekkür ediyorum.

Oyunculuğa ilk adım: Televizyon macerasına, 2004 yılında ‘Haziran Gecesi’ dizisinde canlandırdığı ‘Duygu’ karakteriyle başladı.

Hangi proje ile parladı? ‘Elveda Derken’ dizisinde canlandırdığı ‘Zeynep’ karakteri ile dikkatleri üzerine çekti.

Kişilik özellikleri: Çekingen, duygusal, disiplinli, mütevazi, gururlu. “İş hayatım boyunca ben hep kendi ayaklarımın üzerinde durdum, kimseden yardım istemedim. Tabii ki annem ve babam bana destek olurdu ama ben aşırı gururluyum. Bu yolu ben seçtim, kimsenin bana maddi yardım yapmasını istemedim. O dönem olanla idare etmek de beni mutlu ediyordu. Çok teslimiyetçi bir yapım vardır ve hep hayırlısı buymuş diye yaşarım, öfkemi bastırırım. Tabi bunun da faydasını hep gördüm. Hırslarımla beslenmem, herkesin kısmeti neyse öyle yaşar diye düşünüyorum. O yüzden başkalarının işini gücünü, malını mülkünü asla görmem sadece kendimle uğraşırım. Bunu da herkese tavsiye ederim, çok hafif yaşıyorsun. Bir de geçmişe bakmamak, öğreneceğimi öğrendim deyip önümüze bakmak en iyisi. Kısaca kendimizi olumsuz düşüncelerden sıyırıp hep yol almak gerekiyor.”

Sosyal:  Boş vakitlerinde arabayla seyahat etmekten, hiç bilmediği yerleri keşfetmekten hoşlanıyor.  “Ailecek bir yere gitmekten, yeni insanlarla tanışmaktan ve yeni yerler keşfetmekten keyif alıyoruz.  Eşimde bende hayata karşı maceracı ve meraklıyız. İstanbul’u da çok seviyorum. Boğazda bir yerde oturmak, arkadaşlarımla vakit geçirmek, büyük masalar, uzun sohbetler hayatın en zevkli yanları bence. Ben mümkün olduğu kadar sakin yerlerde olmaya çalışıyorum. İstanbul’da değil de başka şehirlerde vakit geçirmeye çalışıyorum. Beni besleyen şeyler de bunlar aslında. Çünkü burada hep aynı yerler, aynı insanlar, aynı konular.

Düşünce yapısı: Hayatı akışına bırakmayı tercih ediyor. “Hayatımdaki hiçbir şey için pişman olmuyorum. Çünkü yaşadığın tatsız, üzücü şeyler bile sana bir sürü şey öğretiyor. Ben tevekkül sahibi bir insanım. Başıma gelen kötü şeyi bile iyiye yorarım. Sağlığım ve sevdiklerimin iyiliği, afiyeti yerindeyse tamam. İnsanın çare olamadığı tek şey ölüm. Onu dışında başka şeye üzülmeye gerek yok.”

Unutamadığı set anısı: İlk televizyon deneyimi olan ‘Haziran Gecesi’ dizisinde yaşadığı anısını unutamıyor. “İlk dizim Haziran Gecesi’nin dizi setinde beni on yedi saat bekletmişlerdi. Tabi sonrasında sette olduğumu unuttuklarını anladım. O günden sonra dizi setine her gelişimde reji ekibine görünürüm.”

Mutluluk kaynağı: En büyük zenginliğin ‘huzur’ olduğunu düşünüyor. “Ben elime kahvemi alıp istediğim zaman ayaklarımı uzatıp içebiliyorsam, eğer o anda çalışmama lüksüm varsa istediğim zaman dışarı çıkabiliyorsam, sağlıklıysam ve sevdiğim herkes sağlıklıysa bence bundan daha büyük bir zenginlik yoktur. Mutlu, huzurlu ve düzenli hayatımı sürdürdüğüm için kendimi çok şanslı hissediyorum. Şöhret ve para için huzurumu hiç bozmadım, bozmam da. İnsanın en büyük zenginliği huzurudur.”

İlk sinema filmi: Abdullah Oğuz / O Şimdi Mahkum

Aşka bakışı: “Eşime çok aşığım, ruhumu doyuruyor. Ruhuma, aklıma, gönlüme dokunan bir adamla evlendiğim için çok şanslıyım. Çok sevdiğim ve saydığım bir eşim var.  Kendisi de bana karşı öyle. Çok fazla ortak zevkimiz var. Beraber vakit geçirmeyi, doğayla ilgilenmeyi, evde vakit geçirmeyi, misafir ağırlamayı, seyahat etmeyi seviyoruz. Birbirimizin üzerinde hakimiyet kurmaya hiç çalışmadık ve bu en kıymetli şey. Mutlu ilişkinin sırrı; sınırlara saygı duymak, empati kurmak ve evlide olsan ona alan bırakmak gerekiyor. Sahibi olduğun biri değil de hayatı paylaştığın biri olduğunu unutmamak gerekiyor.”

Hayata bakışı: Hayatın çok kısa olduğunu, her şeyin gelip geçici olduğunu unutmadan, kimseyle tartışmaya girmeden yaşamaya çalışıyor “Geçtiğim yollar, yaşadığım başarısızlıklar mutsuzluklar beni yapmak istediğim şeye getirdi. Hayata dair büyük laflarım hiç yok ama prensiplerim var. Hayatımda, genel huzurumu bozacak hiçbir şeyi istemiyorum. Evimin düzenini bozacak çalkantılardan korkuyorum. Hayatın çok kısa olduğunu her şeyin gelip geçici olduğunu unutmadan, kimseyle tartışmaya girmeden yaşamaya çalışıyorum. Hayat çok değişken ve büyük sınavlarla dolu. Seni kaçındığın yerden vuruyor. Genelde ‘asla yapmam’ demiyorum.”

İş hayatına bakışı:   Şöhret kaygısı hiç olmadı. Aksine ne kadar tanınırsa özgürlüğünün o kadar kısıtlandığını düşünüyor. “Hep öğretmen anne babanın örnek çocukları oldum. Bu nedenle her ne kadar bu işi yapıyor olsam da, bu sektörün magazin tarafında yer almadım. İş yokken ortalarda görünmekten utanıyorum. Ben bir iş yapıyorsam o iş için ya da karakter için herkesle görüşürüm. Fakat başka şekilde görünmeyi bu nedenle tercih etmiyorum. Dışarıdan bakıldığında çok cool göründüğümü söylüyorlar. Ama mesela kamera motor deyince içimden başka birisi çıkıyor. Normal hayatımda ise çok sakin bir mizaca sahibim. Beni burada bıraksanız hiç sıkılmadan bir hafta kalırım. Hayatta yaşanılan her şey birer tecrübedir. Sizi zenginleştirir ve hayattaki duruşunuzu belirler. Oyunculuktan önceki hayatım da beni oyunculuğa hazırlamış. Hayatın ta kendisini oynayabiliyorsan, canlandırmaya çalıştığın karakter gerçek oluyor. Geçtiğim yollar, yaşadığım başarısızlıklar, mutsuzluklar beni yapmak istediğim şeye getirdi. O yüzden insanların en ufak mutsuzlukta yıkılıp, pes etmelerine kızıyorum. Oysaki hayatın, bir sonraki aşamada sana ne hazırladığını umut etmezsen ömür geçmez. Yıllardır hayranı olduğum ünlülerle burun buruna oynamak beni çok heyecanlandırıyordu, setlere zangır zangır titreyerek başlardım. İlk zamanlarda nerede duracağımı ne yapacağımı bilemiyordum, işi aksatmaktan, setin düzenini bozmaktan korkuyordum. Ama sonrasında tadını çıkarmaya başladım. Dijital platformlar; daha özgür olabildiğiniz, hem yapımcıların hem oyuncuların yeni denemeler yapabildiği bir ortam. Reyting kaygısı olmadan hayal gücünü kullanabildiğin bir alanda çalışabilmek hepimize çok iyi gelecek. O nedenle dijital platformların daha da artmasını diliyorum.”

Kariyer planı: ‘Karanlıkta Komedi’ onu en çok heyecanlandıran proje olmuş. “Çok adrenalin dolu ve çok yüksek ritimli bir oyun. Yeniden sahneye çıkmak için sabırsızlanıyorum. Açıkçası kariyer planı yapmayı sevmiyorum. Ama tabii dünyanın her yerinde oyunculuk yapabilirim. Kendimi kısıtlamam. Hayat karşıma ne çıkarırsa her şey kabulümdür. Ben sadece karşıma çıkan fırsatları en iyi şekilde değerlendirmeye çalışıyorum. Yurtdışındaki işler aslında ilgimi çok çekiyor. Zaten Türkiye’de çok fantastik işler yapılmıyor. Çünkü insanlarımız daha çok kendinden bir şey buldukları şeyleri izliyor. Bu nedenle de bizim burada genelde rutin işler seyrediliyor. Çok iyi sinema filmlerim olsun isterim. Sinema  çok büyüleyici bir sanat. Çok kalıcı. Yani 50 yıl sonra da takdir edilen bir şeyde olmak istiyorum.”

Gelecek Hayali: Hayal kurmuyor, plansız programsız yaşamayı tercih ediyor. “Hayat benim planlarımla ilgilenmiyor ki. Hayat bu kadar çabuk akıyorken ona ayak uydurmak, ayrıntılarda boğulmamak lazım. Bir yıl sonrasını planlamıyorum. O yüzden hayat ağırlık vermiyor bana.

Nasıl bir anne? Kendisini erkek annesi olarak değil, iyi bir insan yetiştirmek üzere kodladığını ve bunu başarmak istediğini söylüyor. “Bizim ülkemizde, ataerkil toplumlarda, oğlum da oğlum laflarından geçilmiyor. Aslanım, koçum, yiğidim, paşam sıfatlarından nefret ediyorum. Erkeklere böyle bir misyon yüklemek de haksızlık. Belki öyle bir çocuk olmayacak? Belki çok duygusal, kırılgan olacak? Benim oğlum yapar, benim oğlum errrrkek; göster bakalım teyzelere, amcalara zihniyeti çok yanlış. Erkekler erkek olduğu için üstün değil; kimse kimseden üstün değil. Kadınların yaklaşımı, evlat yetiştirdikleri için çok önemli. Ben oğlumun erkek olduğu için kendini bir tık farklı, bir tık üstün hissettiğini hissedersem, gerçekten çok sinirlenir ve üzülürüm. Onu çok çok çok korkarak yetiştiriyorum. Çocuğumun arsız, saygısız ve bencil olmasını hiç istemem. Bana ‘Büyüyünce ne olsun istersin? Oyuncu olmasını ister miydin?’ diye soruyorlar. Bence hangi mesleği yaptığının hiç önemi yok. İster kasap olsun ister manav yeter ki kimsenin hakkını yemesin, ahlaklı, onurlu, iyi bir insan olsun. En büyük meslek iyi insan olmaktır.”

Kaygıları: “Dünyanın çıkar politikalarıyla yönetilmesi insanları daha bireysel daha bencil yaptı ve kendine dönük olmasını sağladı. Bütün gençlerimizi de böyle yetişiyoruz. Sosyal medya da bunu destekliyor. Tamamen kendisi için yaşayan insanlardan oluşan bir çağ oluştu. Bu çok tehlikeli.”

Sosyal medyayla arası nasıl? Sosyal medyada çok aktif değil. “Açıkçası sosyal medyada yaşayanlardan değilim. Öyle bir vaktim de yok zaten. Çok sevmiyorum ama bu devirde olmazsa da olmaz, biliyorum.”

Sosyal Sorumluluk Projeleri; Omurilik Felçlileri Derneği ile sosyal sorumluluk projeleri yürütüyor. “Orada ‘Akülü Tekerlekli Sandalye’, ‘Engelsiz Eğitim Kampanyası’ ve daha bunun gibi birçok organizasyon oluyor. Şehir ve ülke planlamacılığı adına birçok hareket oluyor. Her yere rampa yapılması ya da engelli tuvaletinden tutun da engelli asansörüne kadar bütün şehrin ve dünyanın planlanması için sürekli ses çıkarmak gerekiyor. Yöneticileri uyarmak adına yıllardır çalışılıyor. Bende elimden geleni yapmaya çalışıyorum. Elimden geldiği kadar başka dernekler yararına da çalışıyorum. Bu güne kadar bana gelen tekliflere hiç hayır demedim. Canlı yayın yaptım, bağış topladım. Aynı zamanda sosyal medyadan her şekilde destek olmaya çalışıyorum.”

Kimlere hayranlık duyar? Hayranlık duyduğu Okan Bayülgen ile ‘Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası’ adlı tiyatro oyununda beraber çalışma fırsatını yakalamaktan mutluluk duyuyor. “Okan Bayülgen’in zekâsına ve yaptığı işlere hep hayranlık duydum, farklılık yaratma peşinde. Onunla bir şey yapmayı hep istiyordum. Belki öğretmen çocuğu olduğum için, belki de küçük bir yerde büyüdüğüm için, bu işi yapıyor olsam da, utangaç bir yapım var ve içime kapanığımdır. Burcu, olduğum zaman rahat değilim ama başka bir role büründüğümde rahat oluyorum. Okan gibi bir insanla çalışıp, zincirlerimi kırmak istiyordum, gelse de biraz benimle uğraşsa, bir şeylerin üstüne gitse diye hayallerim vardı. Tesadüfen böyle bir konuşma yaptık. Tiyatro yapmak istediğimi söylemiştim. Bir araya geldiğimiz için çok mutluyum.”

Doğa ile ilişkisi: Ailesinin Bursa’da zeytin bahçeleri var, fırsat buldukça oraya giderek doğa ile iç içe oluyor. “Oraya gidip doğa ile iç içe ailemle vakit geçirmeyi çok seviyorum. Balık burcuyum ve bunun etkisiyle deniz bana her zaman huzur veriyor. Adalara gitmekte beni ayrı bir mutlu eder. Tamamen İstanbul ve deniz aşığıyım.”

Bakım ritüelleri neler? Sürekli yaptığı bir şey yok ama makyajla yatmamaya dikkat ediyor. “Yüzümü her gün temizler ve nemlendiririm. Ama cildimin sorunsuz olmasının en büyük şifası, güneş kremi. Kışın bile koruyucu kremler kullanıyorum.”

Evde ne yapar?  Evcimen bir yapısı var evinde bahçesinde vakit geçirmeyi, yemek yapmayı seviyor. “Vaktim olursa bir kahve ve bir kitapla vakit geçirmek en sevdiğim şey. Evimle, bahçeyle ilgilenmek bana çok iyi geliyor. Evcimen bir yapım olduğunu söyleyebilirim. Evimde vakit geçirmeyi tercih ediyorum. Misafir ağırlamaktan çok hoşlanırım. O yüzden ben evimde oturayım, yemek yapayım, misafirlerim gelsin gitsin isterim. Egeli olduğum için genelde zeytinyağlı yemekler yaparım. Ben daha çok rengârenk sebzeleri bir araya getirmeyi seviyorum.

Modayla arası nasıl? ‘Acaba şuan ne moda’ tarzında bir moda takibi yok. “ “Bir dönem TRT’de ‘Bi Dünya Tasarım’ adında bir program sundum. Bu sayede Türkiye’deki modacıların birçoğu ile tanışma fırsatım oldu. Birçoğu ile arkadaş oldum. Onların defileleri olduğunda katılmaya çalışıyorum. Bu nedenle az çok fikir ediniyorum. Fakat her ne olursa olsun ben yine gidip kendi bildiğimi alıyorum. Tercihim genel olarak rahat ve şık kıyafetlerden yana oluyor.”

TELEVİZYON DİZİLERİ   

2004/2006- Haziran Gecesi / Duygu

2007/2008- Elveda Derken / Zeynep

2008- İpsiz Recep / Ayşe

2009- Maskeli Balo / Zeynep

2010- Kirli Beyaz / Zeynep

2011-Yıllar Sonra / Seda

2013- Tozlu Yollar / Feraye

2013- Tatar Ramazan: Ben Bu Oyunu Bozarım/ Ebru

2015- Milat / Gökçe Eroğlu

2016- Kördüğüm / Nihan

2018- Keşke Hiç Büyümeseydik / Uluışık

2020- Kırmızı Oda / Zuhal

SİNEMA FİLMLERİ   

2005-  O Şimdi Mahkum / Spiker

2006- Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu / Prenses Maya

2010- Romantik Komedi / Zeynep

2012- Romantik Komedi 2: Bekarlığa Veda / Zeynep

2019- Şuursuz Aşk / Sezen

TİYATRO OYUNLARI   

2013- Güllü / Güllü

2013-  Tatlı Çarşamba / Ellen

2015-  Eğlenceli Cinayetler Kumpanyası

2020- Karanlıkta Komedi

SUNUCULUK YAPTIĞI PROGRAMLAR

2005- Cinesinema

2007- Burcu’yla

2007- Bayram Zamanı

2008- Benim Yolum

2009- NTV Yılbaşı

2010/2013-  Bi Dünya Tasarım

 

 

Özel içerikler youtube kanalımızda

Abone olun

İlgili Haberler