SON DAKİKA
13 Ağustos 2022 05:22

SON HABERLER

Kuruluş Osman dizisinden tüyo var, çok güzel sürprizler yaşanacak!

atv ekranlarında Çarşamba akşamları yayınlanmakta olan Kuruluş Osman dizisinin her bölümü artık büyük heyecana sahne oluyor. Dizide Bayhoca karakterine hayat veren Yağızkan Dikmen de kendisini şanslı olarak görenler arasında bulunuyor. Bayhoca’nın günümüz gençlerinden çok farklı olduğunu söyleyen oyuncu, yeni bölümler hakkında da tüyo verdi.

Kuruluş Osman hayranlarına mesaj yollayan Yağızkan Dikmen,yeni bölümler hakkında oldukça iddialı konuştu. Oyuncu, “Bayhoca karakterine zaman zaman kızıp, zaman zaman sevip beni de evinize kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Bizi izlemeye devam edin. Çok güzel sürprizler yaşanacak. Birazdan da çok güzel bir sahne çekmeye gideceğim. İnanın bana çok şaşıracaksınız” ifadelerini kullandı.

Yapımını Bozdağ Film’in gerçekleştirdiği, atv ekranındaki ikinci sezonda da reytinglerin zirvesinden inmeyen ‘Kuruluş Osman’ın dikkat çeken oyuncusu Yağızkan Dikmen, canlandırdığı Bayhoca karakteri ve diziyle ilgili Bozdağ Film Youtube kanalına açıklamalarda bulundu. İşte o açıklamalarla ilgili detaylar:

“BOZDAĞ FİLM PLATOSU BAMBAŞKA BİR DÜNYA”

‘Kuruluş Osman’ dizisinde Bayhoca karakterini canlandıran Yağızkan Dikmen, Bozdağ Film Platosu’nun büyülü atmosferini “Kuruluş Osman dizisi diğer setlere kıyasladığımız zaman bambaşka bir dünya. O platodan içeri girdiğiniz zaman, filmlerde olur ya dolaptan içeri girersin ve bambaşka bir dünyaya çıkar, işte burası da öyle! İçeri girdiğiniz zaman oyuncu ya da set ekibi olarak hiç fark etmez, direkt bütün dünyanız değişiyor. İlk geldiğimde çok heyecanlıydım ‘Nasıl yapacağım?’ diye düşünürken o kostümü giydim, platoya girdim, makyaj yapıldı ve kendi kendime oynamaya başladım. İş bir anda bizden çıkıyor gibi. O platoyu canlı tutmayı başarmışlar. Bu çok önemli bir şey” sözleriyle anlattı.

“BAYHOCA GÜNÜMÜZDEKİ GENÇLERDEN ÇOK FARKLI”

Karakterini ortak noktalarını anlatan Dikmen, “Bayhoca 16 yaşında bir karakter ama günümüzdeki gençlerden çok farklı. Parlayabiliyor, gerekirse şehit olurum düşüncesiyle bir savaş isteği var, her şeyi yapabilecek cesarete sahip. Bir yandan da ailesine, obasına inanılmaz bağlı. Ana kuzusu bir tarafı da var, yiğit ve savaşçı bir tarafı da. Ben de aileme aşırı düşkünüm. Çok sakin birisiyim ama patladığım zamanlar oluyor. Bayhoca’yı da biraz öyle düşünüyorum. Her zaman agresif bir karakter değil ama yerine göre ani çıkışları oluyor. Bu noktalardan yola çıkarak karakteri kendime yaklaştırıyorum. Bu da bizim ortak noktamız oluyor” dedi.

“EMRE BASALAK İLE ARAMIZDA FARKLI BİR İLETİŞİM VAR”

Setteki çalışma arkadaşlarıyla uyumundan söz eden Dikmen, “Çağrı Şensoy ve Yiğit Uçan ile çok eskiden beri tanışırım. Aramızda farklı bir diyalog var. Yeni tanıştığım rol arkadaşlarımın hepsi çok değerli. Bana tek tek çok yardımcı oluyorlar ama Emre Basalak ile aramızda farklı bir iletişim var. Sete ilk girdiğim andan beri bana o kadar sıcak ve pozitif ki bulunduğum sahnede Emre abi olduğu zaman kendimi daha rahat hissediyorum. Biz de bundan faydalanmak için kendi içimizde karşılıklı küçük küçük oyunlar ekliyoruz” açıklamalarıyla Emre Basalak’la kurduğu güçlü bağdan söz etti.

“KOSTÜMÜMÜ GİYDİĞİMDE BU DÜNYAYA AİT OLDUĞUMU HİSSEDİYORUM”

Genç oyuncu, “Kuruluş Osman’dan hangi hatırayı yanında taşımak isterdiniz?” sorusuna “Herhalde kostümümü götürmek isterim. Bu kostümü giydiğim zaman bu dünyaya ait olduğumu hissediyorum. Bu yüzden bu kostüm benim için çok değerli. Tabii ki bu kostümü dışarıda giymeyeceğim ama her baktığımda bu güzel projenin içinde yer aldığımı hatırlamak, karakterimi, bana kattıklarını hatırlamak çok değerli olur” şeklinde cevap verdi.

“O SAHNEDE KELEPÇEYİ ÇIKARMAYI UNUTTUM”

‘Kuruluş Osman’da unutamadığı sahneyi ilginç bir anısıyla birlikte anlatan Dikmen: “Son iki bölümdür sürekli dayak yiyorum. Hemen hemen her sahnede Nikola’nın, Flatyos’un karşısına çıkarken elinde sürekli kelepçe var. Sabahtan akşama kadar sürekli esir olduğum bir set günüm vardı. Bir kafesteyim, bir zindandayım derken her sahnede bileğimde kelepçe var. Kelepçeyi ben de takıp çıkarıyorum ama sadece tek tarafını. Hava inanılmaz soğuktu. Tabii esir olduğum için yırtık, incecik bir kıyafetleyim. Hocamız sağ olsun dedi ki ‘Çok üşüdün, birkaç detay kaldı. Biz onları çekerken sen gidebilirsin’. Gece saatleriydi ben koşturarak gitmeye çalışıyorum. Koşarken yolun ortasında birden durdum, tekrar geriye koşmaya başladım. Sanat ekibinden birini arıyorum. Herkes ne olduğunu soruyor. Dedim ki ‘Kelepçeleri çıkarmadım.’ O kadar alışmışım ki eve de kelepçelerle gidiyorum artık. İşin garibi hiç de yabancılık çekmedim” dedi.

Özel içerikler youtube kanalımızda

Abone olun

İlgili Haberler