SON DAKİKA
11 Ağustos 2022 16:15

SON HABERLER

Berkan Şal Kimdir? Nereli – Boyu – Yaşı – Dizileri – Ailesi

Berkan Şal, 6 Mayıs 1970 tarihinde Ankara ‘da doğmuştur. Türk dizi, sinema ve tiyatro oyuncusu.

Adı: Berkan Şal
Doğum Tarihi: 6 Mayıs 1970
Doğum Yeri: Ankara
Boyu: 1.77 m.
Kilosu: 72 kilo
Burcu: Boğa
Göz Rengi: Kahverengi
Eşi: Eylem Çalı
Kardeşleri: İki kardeşi var
Instagram: https://www.instagram.com/berkansal/

Ailesi: Ankara Yenidoğan’da doğdu büyüdü. Annesi terzi, babası otobüs şirketi işletmecisi. 2012 yılında Eylem Çalı ile evlendi. “Ankara’da Yenidoğan’da büyüdüm. Oraya Kale denir. Uyuşturucunun havalarda uçuştuğu, insanların sokakta vurulduğu bir yerdir. Üç kardeş orada büyüdük. Annem terziydi. Babamın otobüs şirketi vardı. İflas edince Devlet Su İşleri’ne girdi.”

Çocukluk yılları: Çocukluğundan itibaren pek çok işte çalıştı, oyunculuk sevdası lise yıllarından sonra başladı. “Çocukken hiçbir şey zor gelmiyor. Çünkü senin için her şey bir oyun. Ailende hissettirmemeye çalışıyor. Zaten bir varoştasın. Kendini başkalarıyla kıyaslamıyorsun. Ben orada büyüdüğüm için gurur duyuyorum. Yaşama olan bağışıklığımı artıran bir durum. Herhalde ‘Büyüyünce ne olacaksın?’ sorusuna cevap veremeyen tek çocuk bendim. 21 yaşıma kadar işportacılık, pazarda su satma, tuvaletçilik, korumalık, grafik tasarım, DJ’lik ve tonmaister’lık yaptım. Sonra oyunculuk okuyan bir sevgilim oldu. Oyunculukla tanıştım ve Altındağ Belediyesi’nin tiyatro kurslarına gittim. İlk yıl sınavlara Bodrum’da barmenlik yapmaya gittiğim için giremedim. Sonra tekrar şansımı denedim. 10 gün çalıştım ve Ankara Üniversitesi Dil Tarih’de Tiyatro Bölümü’ne girdim.

Eğitim hayatı: Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro ve Oyunculuk Bölümü’nü son sınıfta bıraktı. “Benim girdiğim sene 900 erkek sınavlara katıldı. Sadece dört erkek alındı. 3. sınıfa kadar okudum. İmkânlarım yetmedi ve okulu bıraktım. Gece barda çalışıp 8.00’de derse geliyordum. Bir yerden sonra hocalar sıkıntı çıkarınca yetişemiyorum diye bıraktım. Ben çünkü daha önce müzikten ve ses mühendisliğinden para kazanmayı tercih etmiştim. 15 yıl boyunca oyunculuk yapmadım. Böyle bir tavşan dağa küsmüş hesabı ben biraz küsmüştüm. Ve son sınıfta bırakmamın sebebi de o olmuştu. ”Bir süre oyunculuktan ve tiyatrodan uzak kaldım. Daha çok müzikle, tonmeisterlıkla, dj’likle ilgilendim. Sonra Erdal ile (Beşikçioğlu) tekrar bir araya gelince yeniden başladım.

Kariyerinin dönüm noktası: 21 yaşına kadar çeşitli işlerle uğraştı daha sonra Altındağ Belediyesi’nin tiyatro kursları ile oyunculukla tanıştı. Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi Tiyatro ve Oyunculuk Bölümünü kazandı fakat imkansızlıklar nedeniyle üçüncü sınıfta okulu bıraktı. Hayatına çeşitli mekanlarda ses yönetmeni, DJ ve işletmeci olarak olarak devam ederken, yolları Erdal Beşikçioğlu ile kesişti ve Erdal Beşikçioğlu’nun ısrarıyla bir tiyatro oyunuyla oyunculuğa geri döndü. 2008-2009’da Erdal Hoca (Beşikçioğlu) ile birlikte bir gece kulübü işletiyorduk. Oranın ses mühendisliğini (tonmeisterlığını) yapıyordum. Erdal Hoca orada bir oyun koymak istedi, ne kadar kaçmaya çalışsam da olmadı. Bir rolü bana düştü. O gün bugündür de tekrar oyunculuğa dönmüş oldum ben. Zaten oyunculuğun mektebini okumuştum. Ses mühendisliği ve tonmeisterlıkta çıraklıktan yetişmiş biriydim. İlham Yazar’ın yönettiği, Jez Butterworth’un bir oyunu olan Mojo oyunu ile aradan 15 yıl geçtikten sonra oyunculuğa döndüm. Sonra da ‘Behzat Ç: Bir Ankara Polisiyesi’ dizisi geldi. “

Oyunculuğa ilk adım: Televizyon macerasına 2010 yılında, ‘Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi’ dizisinde canlandırdığı ‘Akbaba’ karakteri başladı. Bu rol, geniş kitleler tarafından tanınmasını sağladı.

Kişilik özellikleri: “Ben de herkes gibi sıradan birisiyim, sadece gönlünü tiyatroya kaptırmış, inatçı, günlük yaşamımda olamasam da işim söz konusu olduğunda son derece titiz birisiyim. Okumayı çok seven, biraz sıkıntılı, biraz sıkılgan, çalışmadığında ne yapacağını şaşıran birisiyim aslında ama iş tiyatro ve oyunculuk olduğunda bundan da hiç yüksünmemiş bir adamım.”

Düşünce yapısı: “Yaşam zaten bir duygu akışıdır. İşte ben hop buraya geldim ağlıyorum, hop buraya gittim kahkahalarla gülüyorum gibi bir durum yoktur. Yaşamdaki duygu akışı kesilmez hiçbir zaman. Ağlıyorsan da ağlamayı hazırlayan faktörler vardır, bir anda oluşmamıştır o. Belli bir duygu birikimiyle gelmiştir. Zaten oyunculuk eğitimi de bunun üzerine bir eğitimdir. İşte bu eğitimi zaten onun için alıyoruz. Biriktirdiğin şeyleri oyunculukta ihtiyacın olduğu zaman kullanmak üzere eğitilirsin. Oyunculuğun o şizofreniye açılan kapısı da budur zaten. Bunun kontrolünü, kantarını biraz kaçırdığın zaman çok şizoid bir durum olur aslında. İşte dediğim gibi bu kimine göre şizoid bir durumdur. Kimine göre bu eğitimi alınmış ve yeterli gözlem yaptıysan, algı yeteneğine sahipsen ve onu kendi bedenine aktarabiliyorsan o zaman işte buna sahip olursun. ‘Vov!’ der herkes.”

İlk sinema filmi: Serdar Akar/ Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm

Aşka bakışı: “Eylem’le 14 yıl beraber olduk. O zaten benim eşimdi. Sırf bebek istediğimiz için nikâh kıydık. Kimseye meşrulaştırmayı göstermek gibi bir derdimiz olmadı. O bebeğe soyadımızı vermek istedik. Bebek yapmayı düşünüyoruz.”

İş hayatına bakışı: Mesleğinde hiçbir zaman, ‘aynı rol üzerime yapışır’ endişesi taşımadı. “Bu konuda bir sıkıntım olmadı açıkçası. ‘Akbaba’ benim için de çok özel bir rol çünkü o benim ilk göz bebeğim, ilk göz ağrım. Yani kamera karşısındaki ilk işim o benim. Bu anlamda benim için çok önemli bir karakter ‘Akbaba’ karakteri. Behzat Ç. dizisi de öyle. Aynı rol üzerime yapışır gibi bir kaygım da yok açıkçası, çünkü oyunculuk bu. Bugün bu rolümü benimserler, yarın başka bir şeyi benimseyeceklerdir, muhakkak olacaktır bu. Bu benim performansımla alakalı bir durumdur. Bugüne kadar Türk televizyonlarının alışık olmadığı yapımlarda yer aldım. Bunu bilinçli ve istekli olarak yapıyorum çünkü ben üretmek üzere yaşamı kodlamış bir adamım. Yani ne kadar çok ve ne kadar farklı şey üretirsem öyle başarılı hissediyorum kendimi. Kendimi öyle hissetmek hoşuma gidiyor ayrıca. Onun için de mümkün olduğu kadar farklı karakter ve tiplemeleri seçmeye çalışıyorum. Şu ana kadar seçtiklerimin de hepsi birbirinden farklıydı diye düşünüyorum. En azından benim için öyleydi.”

Kariyer planı: Mesleki olarak tiyatroyu her zaman daha öncelikli konumda görüyor. “Bir oyuncu için her zaman tiyatro daha önemlidir. Benim için de hep tiyatro önemli olmuştur. Çünkü oyunculuğu en iyi yapabildiğim yerin tiyatro olduğuna inanıyorum. Evet, kamera karşısında da işler yapıyorum ama beni mutlu eden, bir bütünlüğü olan durum tiyatro. Çünkü dizide bölüm bölüm çekiyorsunuz, bir sürü aşamadan geçiyor. Bu birlikteliği tiyatrodan başka bir yerde yakalamanız çok zor oluyor. Onun için de hep ilk göz ağrım tiyatro kalmıştır benim, o yüzden hep devam ettiriyorum zaten.”

Kaygıları: Tiyatroda ve televizyonda yeterince kaliteli işler yapılmadığını düşünüyor ve bunu endişe verici buluyor. ”Tiyatro pahalı bir sanattır. Kostümü, dekoru, sahnesi.  Ne yazık ki televizyonla birlikte tiyatro da artık çok fazla üretimi olmayan bir durumdur ama sinemayı da televizyonu da besleyen ana daldır aslında. İşin çekirdeğidir. Tiyatro yoksa sinema da yok diyebilirsin ya da sinemada da televizyonda da kaliteli bir iş yok diyebilirsin. Çevrilmiyor, yazılmıyor. İşte insanlar çok para kazanamadığı için bu işten herkes kendini televizyona, günün şartlarına endekslemiş durumdalar. İşte televizyona yazarsam para kazanırım, tiyatroya yazarsam aç kalırım kıvamıdır. Sanılmasın ki evet ben televizyona yazıyorum, tiyatroya da gerek yok. İnsanların yanılgısı da budur zaten. Tiyatro yoksa işte görüyorsun televizyonun halini. Ancak evlenme programları yaparsın, yarışma programları yaparsın. Ha aşağıladığım için demiyorum yanlış anlaşılmasın ama kaliteyi tartışırım. Her kanalla da oturur televizyonun şu halini tartışırım yani. Kimse de bana kalkıp da yok canım şöyle böyle demesine izin vermem, tartışırım da hatta çok sert de konuşurum. En kralına bile gider yapabilirim yani. Mevzu budur. Eğitim, şart.”

Oyuncu olmak isteyenlere tavsiyesi: “Oyunculuk diyorsanız eğer, eğitimsiz bu iş olmaz. Ama usta-çırak, ama başka bir yerler, ama bir üniversite.  Ne olursa olsun, eğitimin iyisi kötüsü olmaz arkadaşlar. Ne öğrenebilirseniz kardır. Ne öğrenebilirseniz.  Yanlışı öğrenmiş olmanız bile bir kardır en azından neyin yanlış olduğunu bilirsiniz. Böyle diyeyim. Yoksa Türkiye’de milyonlarca güzel kız, milyonlarca yakışıklı erkek var. Bunların bir ayrımı olmak durumunda. Bu işler de kolay paralarla yapılan işler değil, milyarların yatırıldığı işler. ‘Ben güzelim’ deyip, bir insana vaatte bulunamazsınız. O insan da sırf siz güzel, yakışıklı olduğunuz için milyarlarını feda etmez kimseye. Sizde bir eğitim, bir done arayacaktır. Bu işe dair bir geçmiş arayacaktır. Bunun da tek yolu eğitim. Okul, konservatuar, özel ders. Yalnızca eğitim.

Hobisi: Müzik ile ilgili, gitar ve davul çalıyor. “Kendi çapımda gitar çalarım, bas çalarım az buçuk davul çalarım. Kendim için müzik yapıyorum zaten. Ama ben tutup da hiç bir grup kurayım diye uğraşmadım açıkçası.”

TELEVİZYON DİZİLERİ

2010/2019- Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi / İsmet Arif Karasu (Akbaba)

2014- Reaksiyon / Ceset Tayfun

2016 – 46 Yok Olan / Salim

2017- Payitaht Abdülhamid / Hiram

2017 – İsimsizler / Hatem

2018- Mehmed: Bir Cihan Fatihi/ Toraman

2019 – Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi / İsmet Arif Karasu (Akbaba)

SİNEMA FİLMLERİ

2011 – Behzat Ç. Seni Kalbime Gömdüm /İsmet Arif Karasu (Akbaba)

2013- Behzat Ç. Ankara Yanıyor / İsmet Arif Karasu (Akbaba)

2015- Havva/ Father (Kısa Film)

2016 – Biz Bir Dolaşalım / Bekir

TİYATRO OYUNLARI

2019- Koleksiyoncu / Oyuncu / Yönetmen

2017- 1806 Laveyn / Oyuncu

2015- Woyzeck Masalı / Oyuncu

2014- Mezarsız Ölüler / Clochet

2013- Mojo

Özel içerikler youtube kanalımızda

Abone olun

İlgili Haberler